kastamonu_seg_1

Halk Oyunlarımız

 

İlçemizde oynanan halk oyunları Kastamonu genelinde oynanan oyunlardır.Bunlar;

 

1.SEPETÇİOĞLU
Kastamonu’nun en bilinen oyunudur.Oyun erkekler tarafından oynanan bir zeybek oyunudur.Oyun davul ve zurna eşliğinde oynanır.Oyunun hikayesi şöyledir;

Sepetçioğlu bir ananın kuzusu,
Hiç gitmiyor kollarımın sızısı,
Böyleyimiş alnımızın yazısı
Yassıl dağlar yassıl aman,
Osman Efem geliyor vay vay!
Osman Efe de, Osman Efe ha!.. Halkın gönlünde umut, yüreğinde sevgi. Zalimler, halk düşmanları derseniz, köşe bucak peşinde Osman Efe’nin. Yüreklerinde bir korku ki, uykuları bölünüyor geceleri. Derebeyi’nin dilinde Osman Efe’nin adı “Şu Sepetçioğlu denen eşkiyayı yakalayanı altınlara boğarım. Ölüsünü, ya da dirisini getirene bağlar, bahçeler vereceğim” diyor. Neden ki derseniz, diyelim. Sepetçioğlu Osman Efe mert. Bileğine güçlü, yüreğinesağlam.
Kastamonu’nun Araç ilçesinin Yukarı Avşar köyünden. Babasının bir karış toprağı yok. Köylük yerde topraksızlık kötü. El eline muhtaç eder topraksızlık. Muhtaç eder ki, gündelik işler karın doyurmaz. Eli görür, cebi görmez insanın. Osman’ın babası da öyle. N’apsın? Ek bir gelir gerek. Sepet yapıp satıyor. Hani çok bir şey kazanmıyor ama, geçinip gidiyorlar. Babasının ölümünden sonra Osman güç durumlara düşüyor. Geçim sıkıntısı çekiyor. Köyü terketmek zorunda kalıyor sonunda. Varıp Kastamonu’ya yerleşiyor. Baba mesleği sepetçiliği de iş ediniyor kendisine. Zaten bir anası, bir kendi. Geçinip gidiyorlar. Kollu sepet, ekmek selesi, küfe, çeşit çeşit. Küçüklü büyüklü. Günde birkaç tane yapıp satıyor. Bir de şu var ki, devir çok eski. Anadolu beylerin elinde. Her beylik kendi bölgesinde yaşayanlardan sorumlu. Yani ki, onların kazancını beylikler vergiliyor. Beyin emrinde sipahiler. Köy köy; kent kent dolaşıp kazançlarının bir kısmını topluyor. Ama öyle bir toplayış ki, düşman başına. Sipahilerin dediği dedik, çaldığı düdük. Varıyorlar harmanın başına “Bu harmandan elli gülek buğday ayırın aşar olarak” diyorlar. O kadar. çiftçinin eli kolu bağlı. Harmandan elli gülek buğday çıkar mı, çıkmaz mı. Belli değil. Çıkarsa geriye ne kalır. Kışın çoluk çocuk ne yer. Soran yok. Ya gelecek yılın tohumluğu? Sipahiler zalim! Gaddar! Şundan ki, sırtları kalın sipahilerin. İlk güvenceleri “Bey” sipahilerin. Sonra “Beylerbeyi”. Sonra da “Padişah”. Padişah açıyor ağzını “Şunca buğday, şunca arpa. Şunca deve gerekli bana” diyor. O kadar! Emri beylerbeyi alıyor, bey’e iletiyor. Bey de sipahilere. Ha, bir de “mültezim” denilen gelir toplayıcılar var. Filan köyün tüm gelirini kabala alıyor. Yani, bey istediği öşrü bildiriyor. Diyelim ki bey köyden yüz çuval pirinç istiyor. Bunu mültezim köylüden topluyor. Ayrıca kendisi için de ek yapıyor buna. Artık insafına kalmış. Ne kadar pay isterse onu da ekleyip varıp köylüye bildiriyor. “Ürününüzden şuncasını öşür olarak istiyorum. Filan yere getirip teslim edeceksiniz.” O kadar! Kim ki istenileni vermedi, ferman padişahtan. İnsaf sipahiden.
İşte Sepetçioğlu’nun yaşadığı devir, bu devir. Sepetçioğlu’nun yaşadığı beylik de İsfendiyaroğulları Beyliği. İsfendiyaroğlu Hamza Bey’de din-iman kıt! İnsaf vicdan hak getire! Öşrü artırdıkça artırıyor. Köylü bir deri bir kemik. Umurunda değil beyin. Durmadan daha çok vergi alınması için emir yağdırıyor. Sepetçioğlu o zamanlar daha“efe”değil.Osman diyor herkes!

“Sepetçioğlu Osman”.

Günlerden bir gün, dükkanında sepet örüyor Osman. Kapı tekmeyle açılıyor. “Hamza Bey’in emridir. Hafta sonuna kadar yüz tane sepet vereceksin öşür olarak. Ellisi sele, ellisi kulplu olsun”. Tak kapı sipahiler dışarda. Sepetçioğlu almış başını ellerinin arasına. Başlamış hesaplamaya. Günde iki sepet örse, hafta sonuna kadar oniki sepet yapar. Eldekileri de eklese, elli sepeti geçmez. Bunların tümünü verirse neyle geçinecek. Üstelik düğün hazırlığı var. Üçbeş kuruş bir kenara atmak gerek. Varıp anasına açmış durumu. Anası tasalı. “Oğlum sana kötülük yaparlar. Ne yapıp yap, istediklerini yerine getir. Baban rahmetli de çok çektiydi. Sepetleri yetiremeyince yollarda çalıştırdılar. Ev yapımında iş verdiler. Sen sen ol, çekin Osmanlı’dan. İstediklerini yetir. Yoksa iyi olmaz”. Olmazı belli. Ya çaresi? Ne yapsın Osman. Varıp komşu sepetçilerden ödünç sepet istese kim verir. Hepsi aynı durumda. Çaresiz Osman. Gözlerinde uykular kaçık. Hafta sonunu iple çekiyor. “Gelsinler. Durumu anlatırım. Nişanlıyım. Yakında düğünüm olacak. Biraz anlayış gösterin bana derim. Bunlar da insan. Canımı alacak değiller ya! Olanı alır giderler” diyor. İyi. Hoş! Ama evdeki Pazar çarşıya uymuyor. Hafta sonu gelip de sipahiler kapıya dayanınca işler karışıyor. “Vay efendim vay! Nişanlıymış da para gerekliymiş. Öküzün yamacına koşul da aklın başına gelsin. Gör bakalım, yol yapmak mı kolay yoksa sepet mi?” Osman’ın cevap vermesine kalmadan iki kişi yakalamış kollarından. Sürüye sürüye atın terkisine bağlamışlar. Sürmüşler atları doğru Bey’in huzuruna. Daha bir dolu adam bekliyor kapıda. Kiminin üstü başı lime lime, kiminin gözü yaşlı. Osman da girmiş aralarına. Girmiş ya, alıp veriyor, alıp veriyor. Çok geçmeden Bey görünmüş. Elinde nar çubuğu. Sıradan girmiş. “Demek emirlere karşı durursunuz. Canınız ucuz sizin. Keyfiniz bilir. Alın bunları yol yapımına koşun.” O kadar! Bey buyurur, beycik vurur. Adamlar sıra sıra dizilir yollara. Osman’ın içi içine sığmıyor. Osman tetikte. Osman yolun kuytusunu kolluyor. Sonra süzülüveriyor karanlıklara. Ver elini Kastamonu. İlkin anasına varıyor. Durumu sergiliyor. “Böyleyken böyle. Canımı zor kurtardım. Bu işin oluru yok. Sizi size bırakıyorum. Ben bu işi Bey’in yanına koymayacağım. Onca zavallı adamın ahını alacağım Bey’den”. Anası ürkek, “Oğul beyle yarışa çıkılmaz. Kolu uzundur Bey’in. Sağ komaz seni. Kapısında kulu çok. Baş edemezsin” diyorsa da Osman kararlı. “Görsünler el mi yaman Bey mi! Dinsizin hakkından imansız gelir. Yanına koymam bunu. Sen benim baba yadigarı tüfeğimi ver. Nişanlıma da gözkulak ol” deyip atlamış atına. Doğruca nişanlısının evine. Nişanlısı da yürekli kız. Üstelemiyor hiç.Osman düşüyor yollara. Varıp Bey’in konağına ulaşıyor. Pusu kuruyor. İsfendiyaroğlu Hamza Bey de at sırtında gezintiye çıkıyor çok geçmeden. Sözün kısası, Sepetçioğlu Osman, hakkından geliyor Bey’in. Sonda da atını mahmuzlayıp Gülpü Dağına sığınıyor. Gaddar Bey’in ölümünü duyan halk sevinç içinde. Dilden dile anlatıyorlar Sepetçioğlu’nu. Bundan böyle de adını, “Sepetçioğlu Osman Efe”yapıyorlar. Çokluk da Sepetçioğlu deyip kısadan kesiyor.Bey öldü diye, beylik dağılmıyor elbet. Hamza Bey’in oğlu Rüstem Bey alıyor beylik sırasını. Babasından daha gaddar Rüstem Bey. Halkı daha çok eziyor. Bir tek Sepetçioğlu karşı duruyor Rüstem Bey’in buyruklarına. Buyruğa buyrukla karşı koyuyor üstelik. Rüstem Bey, öşrün oranını artırınca o da buyrukluyor : “Filan gün, filan saatte, falan yere şu kadar baş koyun getirin.” O kadar! Koyunlar gelirse gelir; yoksa Bey’in adamlarından bir kaçı gider. Gidecek adamları da iyi seçiyor Sepetçioğlu.

En gaddarlarını, halka en çok eziyet edenini seçiyor sipahilerin.
Bey’i de alıyor bir telaş. Atlılar çıkarıyor Gülpü Dağına. Halk seviniyor. Sepetçioğlu’nun adı dillerde. Herkes elinden gelen yardımı geri komuyor. Aç-susuz bırakmıyor Sepetçioğlu’nu. Bey bakıyor bu işin oluru yok. İşi kurnazlığa döküyor. Sepetçioğlu’nun anasıyla nişanlısını yakalatıp getirtiyor konağına. Sonra da haber salıyor Sepetçioğlu’na : “Ya gelir teslim olur, ya da anasıyla nişanlısını boğdururum.” Sepetçioğlu durumu öğrenince bir gece baskın yapıyor Rüstem Bey’in konağına. Anasıyla nişanlısını alıp kaçıyor. Kimi, “Beyin adamlarının arasında Sepetçioğlu’nu tutanlar vardı, onlar yardım etti” diyor; kimi, “Sepetçioğlu çatal yürekli. Bir nara atmış ki yerler yerinden oynamış.

Kimsenin kılı kıpırdamamış” diyor.
Sözün özü, Sepetçioğlu, anasıyla nişanlısını da alıp Gülpü Dağına çıkmış yeniden. Adı daha da büyümüş. Halk daha tutar olmuş. Beyin yüreği korkulu. Öşürü, eziyeti bırakıp bir tek Sepetçioğlu’nun peşine takmış adamlarını. Sepetçioğlu derseniz üç can. Anasıyla nişanlısı da yardımdan çok yük oluyarlar ona. Sipahilerin yaklaşma haberini duyunca yer değiştiriyorlar. Gün oluyor aç-susuz, saatlerce yürüyorlar. Anası derseniz yaşlı. Yola dayanamıyor. Teslim olmayı da istemiyor. Biliyor ki Rüstem Bey sağ komaz bu kez. Derken sipahilerin tuzağına düşüyorlar birgün. Sepetçioğlu, aslanlar gibi döğüşüyor. Nişanlısıda öyle.  Ama anası; anası yürüyemiyor gayrı. Vuruşa vuruşa geri çekiliyorlar. Ama uzun sürmüyor bu. Sipahiler dağın tepesini dolanıp arkadan sarıyorlar. Daha çok dayanamıyor Sepetçioğlu.
Üçünün ölüsünü şenlikle şehire getiriyor sipahiler. Günlerce yiyip içip keyfediyorlar.

Halk geriden izliyor bu şenlikleri. Bir de türkü yakıyorlar Sepetçioğlu için. Alıp Sepetçioğlu’nun

tüm yiğitliğini koyuyorlar bu türküye…
SEPETÇİOĞLU,
Sepetçioğlu bin ananın kuzusu,
Hiç gitmiyor kollarımın sızısı,
Böyle imiş alnımızın yazısı,
Yassıl dağlar Osman Efem geliyor.
Yaslan Sepetçioğlu yaslan,
Laleli çimenli dağlara yaslan,
Analar doğurmaz sen gibi aslan,
Yassıl dağlar, Osman Efem geliyor aman!
Kalk gidelim kışla önü aşağı,
Salıvermiş ince belden kuşağı,
Yaman olur Kastamonu uşağı,
Yassıl dağlar, Osman Efem geliyor aman!

 

OYUNUN OYNANIŞI

Oyun dairede oynanır. Oyuncular kollar yanda ve açık, dairede dönerler.Söz başlar, dönme devam eder ama sözler hareketlenmeye başlarken oyuncular sağ ellerini alınlarına getirirler ve ortaya dönerler.Sağ ayakla başlayan ve sağdan kendi ekseninde yapılan dönüşle kol çevirmeler yapılır.(sözün sonuna kadar).Kollar yukarıda sallandıktan sonra sol ayağı kaldırarak başlayan öne geri adım atmalar yapılır. Kol çevirmenin ardından sağa ve sola atışlar yapılır.İ ki defa zıplayarak iki eli yere uzatmalar ve sağdan yapılan eksende dönmeler yapılır(kollar yukarıdadır), kol sallama ile birinci bölüm sona erer.

Dairede dönerek, sözle birlikte tekrar ortaya dönme ve sözün sonuna kadar ilk bölümün aynısı yapılır. Sözler bitince sağa doğru düz yürüyüş ve çökerek sağ dizi yere vurma, el vurup sekme ve iki defa sağ ve sol dizleri yere vurma, ikinciden sonra sağdan dönerek ters yürüme ve sağ ve sol dizleri vurma sol diz yerde dururken kol çevirme ve sallamalar yapılır. Ayağa kalkıp sol tarafta el vurma kol sallama ve ikinci bölümün sonu gelir.

Eksende dönmeler ve sözler bitene kadar aynı yerlerin tekrarı.Sol adımla başlayan sağ ayak önde sol ayak arkada sağa doğru çapraz yürümeler yapılır.Önce sağ ayağı sola sonra sağa ve sonra diz altına çekilir..Aynı hareket sol ayakla da yapılır..Bir defa yerinde kol sallanır ve arkasından solu çekip sağ ayak üzerinde sekerek yere uzanılır, sol tarafta el vurulur.İkinci tekrardan sonra el vurmayı ritme uygun olarak beş kez yapılır.Dairede dönerek oyun bitirilir.

2.TİRİDİNE BANDIM

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ
Manda yuva yapmış söğüt dalına türküsünün sözleri ise şöyle:
Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?
Amanin yandım
Amanin amanin amanin yandım
Tiridine tiridine tiridine bandım
Bedava mı sandın para verdim aldım
Of-of
Sabahleyin erken çifte giderken aman aman
Öküzüm torbadan düştü gördün mü?
Amanin yandım
Of-of
Sabah ezanını okurken-aman aman
Müezzin minareden uçtu gördün mü?
Amanin yandım

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ;Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir.Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir.
Şöyle ki:

Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür. Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar .İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu sinek kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır. Çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. “Köpek kapar” gibi.
Ayrıca “cız tutmak” diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır.

 

Ardından “gördün mü” sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir.
İkinci kıtadaki “Öküzün torbadan düşmesi ise, öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.
Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır.
Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit, kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir. Durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıyma da ilave edebilirler.

Oyun dairede oynanır. Kollar yanda ve aşağıda ritme göre sallanarak hareket eder. Oyun sağ adımla başlar. Sağ-sol- adım alındıktan sonra sağ ve sol adım yerinde yapılır. Sözler başladığında dairede dönme devam eder. Sözlerin “hey hey” bölümünde “hey” diye bağırmalar vardır.

 

“Yavrusunu sinek kapmış” diye devam eden yerde , sağ taban üzerinde sol diz kırık vaziyette , kollar silahlığın önünde hafifçe kanat çırpma yapar.”Gördün mü “ derken sağ el gözlerin üzerine koyularak bakış yapılır.”Amanın” diye başlayan yerde sağ kol aşağıda sol kol yukarıda yanlara açık şekilde soldan dönmeler yapılır.”Bedava mı sandın” denirken ortaya dönülerek ayaklar yan yana pozisyonda ,dizlerden kırılarak yaylanma yapılır ,bu sırada kollar ikisi aynı anda öne geri sallanır.Bu figürle birlikte dört yaylanmadan sonra bir kez zıplama yapılır.Sekiz defa sağa sola atlamalardan sonra soldan eksende dönüşler tekrar edilir.Müziğin başında bütün oyuncular yürüme adımlarıyla ortada küçük daire yaparlar, seri adımlarla dairedeki yerlerine geçerler.Dairede dönme hareketleri içe alınan sağ adımla yapılır.Sol kol yukarı kaldırılarak başlayan kol hareketleri ile birinci bölüm sona erer.
“Sabahleyin erken çifte giderken “ diye başlayan sözlerde aynı birinci bölümde olduğu gibi başlanır.”Öküzüm torbadan düşmüş” denilince eller sol omuzda birleştirilir, sol diz kırık şekilde sağ tabanda yapılan figür tekrarlanır.”Amanın” diye başlayan yerde önde kaşık vurularak sol diz çekilerek sağ ayak üzerinde sekmeler yapılır.Bu hareket 8 defa yapılır.Sol ayak sola doğru adım alır sağ ayak yanına, 4 defa dairede dönmeden sonra sağ ayak sağa adım alır ve dört defa tekrarlanır. Ortaya yürüme ve yerine dönmeler tekrar yapılır.
Üçüncü bölüm aynı şekilde başlar. Sözlere uygun şekilde ya kuşak gösterilir ya da elek sallanır. Birinci bölümde yapılan öne geri kolların sallanması ve yaylanmalar ve zıplamalar tekrarlanır. İki diz yan yana yere koyulur öne, yana ve geri uzanarak oynanır ve oyun ayakta sağ ayağı öne basılarak yapılan dörtlü adımla ve dairede dönerek sona erdirilir.

 

3.DEĞİRMENCİ

Değirmenci amanın
Yallah yallah değirmenci
Sırma gibi saçlar
Kalem gibi kaşlar
Hep senin olsun
Öğüt öğüt buğdayımı

Olmaz kadıncık olmaz
Oluklarda su durmaz
Arkadaşlar razı da olmaz
Al git buğdayını

Değirmenci amanın
Yallah yallah değirmenci
Elma gibi yanaklar
Kiraz gibi dudaklar
Hep senin olsun
Öğüt öğüt buğdayımı

Olur kadıncık olur
Oluklarda su durur
Arkadaşlar razı da olur
Senin buğday un olur

 

Oyun dairede başlar.Kollar yanda ve aşağıdadır.Vücut sağa sola küçük adımlarla yerinde hareket eder.el, kol ve mimiklerle sözlere uygun hareketler yapılır.Sözlerin arasında çalınan saz bölümlerinde sağdan dönüşler yapılır.Bu dönüşlerde önce sağ adım alınır ve üç adımda dönme tamamlanır.Dönmeler sırsında öne doğru eğilme yapılır.
Sözlerin bitişi ile birlikte , sağ adım içe basılarak dairede sağa kaymalar yapılır.Kollar açık ve yukarıdadır.Sekiz sayılık kaymalardan sonra eşler karşılıklı geçerler ve sağ ve sol kol yanda aşağı yukarı kaldırarak oynarlar.Sekiz sayıda arkada kalan oyuncuya döner ve yine karşılıklı oynarlar.
Müzik başında sağa doğru kayma yaparlar.Bunu yaparken sağ ayak öndedir sol ayak arkadan gelir.Soldan dönüşler ve tersine dönüşler yapılırken önce sağ kol aşağıdadır, sonra kol değiştirilir ve sol kol aşağı iner.Geriye açılırken sekiz sayılı ayak atmalar yapılır.Atmalardan sonra sağ ayak içe sert bir adım alır ve aynı anda kaşık vurulur ve vücut öne doğru eğilir.Eğilerek sağdan dönüş , üç adımla tamamlanır.Dönüşün sonunda sağa ve sola uzanarak oynanır, zıplayarak kaşık vurulur ve soldan dönüş yapılır.Kollar yana açık olarak ortaya yürüme ve geri açılma yapılır.Öne adım alarak dairede yürümelerle oyun sona erdirilir.

 

4-GÖKÇEAĞAC’IN KİLİMİ

Gökçe Ağacın Kilimi (Asker Yarim)

Gökçe ağacın kilimi
Tut kaynana dilini
Oğlun akşam gelince
Kırar kambur belini

Oy oy oy yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin verse
Can olur gelir yarim
Hey hey hey yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin vermez
Ne yapsın benim yarim

Bahçede bakla kaynana
Dibini de yokla kaynana
Oğlun akşam gelecek
Pırtını topla kaynana

Oy oy oy yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin verse
Can olur gelir yarim
Hey hey hey yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin vermez
Ne yapsın benim yarim

Kaynananın dileği
Hep doldurur fileyi
Oğlan askere gidince
Gelin çeker çileyi

Oy oy oy yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin verse
Can olur gelir yarim
Hey hey hey yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin vermez
Ne yapsın benim yarim

Kaynanam bakar camdan
Suyu doldurdum çaydan
Ben yarimden vazgeçmem
Geçerim tatlı candan

Oy oy oy yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin verse
Can olur gelir yarim
Hey hey hey yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin vermez
Ne yapsın benim yarim

Kaynanamı severim
Elaleme överim
Eller bana acırsa
Askerime giderim

Oy oy oy yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin verse
Can olur gelir yarim
Hey hey hey yarim
Askerdir benim yarim
Subaylar izin vermez
Ne yapsın benim yarim
Kollar yukarda başlar. Her dört sayıda kollar yukarda sağa sola sallanır.Dört sayının sonunda aşağı eğilerek sağ tarafta kaşık vurulur.
Sol ayağın tabanında, sağ ayağın ucunda oynanır.Sağ ayak her adımda yukarıya doğru çekilir.Dört sayıda yapılan eksendeki dönmeler de yaptırılabilir.

5-ORMANCI
Kollar yukarıda düz yürüme adımları ile oyun başlar.Kollar hafifçe sallanır.Türkünün sözleri başlayınca sağla başlayan ve iki kolun da aynı ayakla aşağıya uzatıldığı ve dönüşte kol uzatmaların yukarı yapıldığı bölüm başlar.Yerine dönüşten sonra durduğu yerde ayak atmaları yapılır. Oyun sonuna kadar bu figürlerle devam eder.