KÜRE’nin TARİHİ

Küre’nin tarihi ilk çağın derinliklerine kadar uzanmaktadır. İlçedeki bakır madeni sebebi ile bölgede hüküm süren medeniyetlerin, kavimlerin ve imparatorlukların sürekli ilgisini çekmiştir ilçenin tarihi madenin tarihi ile paralellik arz etmektedir.Bulunan kayıtlar ve bulgular Paflagonyalılar döneminden bu yana bölgede yerleşim olduğunu göstermektedir.Karadonu köyü sınırları içindeki Doğanlar kalesi milattan önce 1100 700 yıllarında hüküm süren Paflagonyalılar dönemine aittir.

İlçede bulunan eski maden galerileri ve aletler Bizans döneminde de madenlerin işletildiğini göstermektedir.Bizans döneminden kalan bölgedeki en önemli eser Ağlı Kalesidir.1292 tarihinde bölgenin Candaroğulları beyliğinin egemenliğine geçmesi ile Küre tarihteki en hareketli dönemine başlamıştır.Bu hareket ve canlılık Fatih dönemi sonuna kadar devam etmiştir.Beylikler döneminde ilçe pek çok eserle süslenmiştir.Bu gün hala ayakta kalan Hoca Akşemseddin camii İsmail bey hamamı Müderris hamamı ve yanmış ve yıkılmış birçok tarihi eserlerden, mezarlıklardan,birkaç milyon tonu bulan bakır atığı maden curuflarından, o devirlerde halkın uğraştığı sanatlardan ve yapılan kazılarda bulunan künk su borularından erişilen uygarlık düzeyi anlaşılmaktadır.O devirlerde üretilen bakır bölgenin hakimiyeti beyliklere ait olmasına rağmen Osmanlıya ait idi Fatih Sultan Mehmet in İstanbul un fethinde kullandığı topların bakırı Küre den gitmiştir.Bu gün İstanbul un değişik yerlerinde sergilenen topların Küre-i Nühas adı okunmaktadır.Küre-i Nühas Osmanlıca Bakır ocağı anlamına gelmektedir (Küre=ocak Nühas=bakır) İlçenin bugünkü imside buradan gelmektedir.Tapu Kadastro kayıtlarında yapılan araştırmada bir dönem ilçenin isminin Küre-i Mamure olarak geçtiği görülmektedir.
1840 Tanzimat Fermanından sonra kurulan nüfus teşkilatı kayıtlarına göre Küre 16 mahalleden oluşmaktadır. Fakat zamanla teknolojinin geri kalması maden üretimini yavaşlatmış 1898 ve 1913 yıllarında çıkan iki büyük yangın ilçenin büyük kısmının ve birçok tarihi eserin yok olmasına sebep olmuştur.1800’lü yıllarda Kastamonu ya bağlı bir Kadılık iken 1868 yılında tam teşekküllü bir nahiye olarak İnebolu ya bağlanmıştır.

Kurtuluş savaşında Kürelilerde hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış İnebolu’dan cephane taşınmasından cephede savaşmaya kadar mücadele etmişlerdir.Çarşıda kurulan kazanlarla İnebolu dan cephane taşıyan insanlara yemek dağıtımı yapılmış dinlenmeleri için her türlü imkan Küreliler tarafından sağlanmıştır.

Ulusal kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra ulu önder Atatürk Kastamonu’yu ziyaret ederek Şapka inkılabını gerçekleştirmiş ve 25 Ağustos 1925 günü Küre’yi de ziyaret etmiştir. Bu ziyaret esnasında kendisinden halen nahiye olan Küre’nin ilçe olması talebinde bulunan Küre’lilere konuyu inceleyeceği sözünü vermiş ve akabinde 26/6/l926 tarihli kanun ile Küre ilçe olmuştur.Ancak yangınlar sebebi ile bütün kayıtlar yandığı için belediyenin kesin kuruluş tarihine ulaşılamamıştır 1800’lerin sonlarında belediye teşkilatı olduğu bilinmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Yangınlar ve 1800’lerin sonunda madenin kapatılması ile kan kaybeden ve bir köy görünümüne bürünen Küre Cumhuriyetin ilanı ve akabinde ilçe olması ile birlikte yeniden toparlanmaya başlamıştır.İlçenin sahip olduğu zenginliklerin işletilmesi ile ilgili çalışmalar başlatılmış ve ilçenin %65 ini kaplayan ormanların ekonomiye katkılarını artırmak için 1/10/1943 yılında orman işletme müdürlüğü kurulmuş, 1939 yılında başlayan maden arama işleri de 1945 yılında tamamlanmış ve 1955 yılından itibaren maden işletmeye açılmıştır.O tarihten günümüze ilçe ekonomisi madencilik ve ormancılık üzerine kurulmuş ancak son yıllardaki genel politikalar ve özelleştirme sebebi ile ekonomiye katkısı azalmış ve ilçe göç vermeye başlamıştır.Ekonominin tekrar canlanması için çalışmalar yapılması ve doğal güzelliklerden ekonomik olarak faydalanmak için turizme yönelmek gerekmektedir.